İnsanın kaderi, çoğu zaman hem dostlukları hem de rollerle sınanır. Bugün yan yana kahve içtiğiniz iş arkadaşınız, yarın makam odasında karşınıza yönetici olarak çıktığında ilişkiler de değişir. İşte tam da bu noktada şunu sorarız: “Biz dost muyduk, yoksa şartların bize sunduğu yol arkadaşı mıydık?”
Makamın Ağırlığı
Bizim toplumda makam, sadece görev değil; aynı zamanda bir kimliktir. İnsan, unvanı sırtına giydiğinde çoğu zaman eski ilişkilerini de üzerinden çıkarır. Bu, bireysel tercihten çok toplumsal bir ezberdir. Çünkü bizde makam, otoriteyle eşit görülür ve otoriteye mesafe koymak âdeta kültürel bir refleks hâline gelmiştir.
Tarih Boyunca Dostlukların İmtihanı
Yakın geçmişimize dönelim:
-
12 Eylül sonrası, dostlukların en büyük sınavını gördük. İnsanlar birbirini ihbar etti; makamın gölgesi dostlukların üzerine çöktü.
-
Depremler, tam tersine, insanları birbirine yaklaştırdı. Statüler bir kenara bırakıldı; çadırda, enkaz başında herkes eşitti.
-
Siyasî saflaşmalar, yıllarca yan yana yürüyen insanları ayrıştırdı. Bir koltuk uğruna yol arkadaşları gözden çıkarıldı.
Bu olaylar bize şunu hatırlatıyor: Kriz anlarında dostluk büyüyor, ama düzenli hayatın içinde makam çoğu kez dostluğu eritiyor.
Güvenin Çözülüşü
Toplumda giderek yerleşen algı şu: “Makam değişirse, dostluk da değişir.” Bu düşünce, kuşaklar boyu aktarıldı. Bugün bir gencin kulağına en baştan fısıldanıyor: “Dostuna güvenme, makamla değişir.” İşte bu yüzden güven kültürü zayıflıyor, ilişkiler hep temkinli kuruluyor.
Peki Çözüm?
Çözüm, makamı yok saymak değil; makamın insanî bağların önüne geçmesine izin vermemek. Gerçek liderlik, insanın dostluğunu kaybetmeden yöneticiliğini sürdürebilmesidir. Makam ile dostluk arasına görünmez duvarlar örmek yerine, her iki alanı birbirini destekleyecek şekilde inşa etmek gerekir.
Son Söz
Makam, dostlukları sınar ama dostluk, makamın üstündeyse ayakta kalır. Bugün yöneticimiz olan arkadaşımızın bize nasıl davrandığı, sadece ikili ilişkimizi değil, toplumsal güvenin de geleceğini şekillendirir.
Camus’nun dediği gibi:
“Gerçek dost, hangi rolü üstlenirse üstlensin ışığını kaybetmez.”
Bize düşen, o ışığı makamın gölgesinde korumaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder